Fransa’nın lüks ve konforun başkenti haline gelmesinin temellerini atan Güneş Kral XIV Louis sonrası halk, kanserine boyun eğmekten vazgeçti.

Fransa tarihine damga vuran “mutlak monarşi” rejiminin kurucusu olan XIV Louis bir kral adayı olarak doğmasına karşın çağın gereği olarak ‘çocukların söz söyleme haklarının olmaması’ kısıtlamasından nasibini almış ve sıra dışı bir çocukluk geçirememişti. Buna karşılık iyi bir eğitim alan Louis, “Büyük İskender” tarih modeli ile bilinçlendirilmişti.

Mart 1661 yılında 23 yaşında mutlak kral yetkileri ile donatılmış olarak tahta çıkan XIV. Louis imparatorluğu tek başına yönetme kararı aldı. Öncelikli olarak kraliçe olan annesi, Anne of Austria’nın hükümranlığını sona erdirdi. Bakanlar kurulunu kendine bağlayarak üzerlerinde mutlak hâkimiyet kurdu. 

Gösteriş ve Lüksün Mimarı

Son derece çalışkan bitmek tükenmez bir enerjiye sahip olan XIV Louis, mutlak iktidarını perçinlemek için öncelikli olarak gösterişli bir sarayın inşasına başladı. ‘Versailles’ adını taşıyan bu yapıda tüm saray ekranını, sanatçıları, eğitmenleri toplayarak tüm dünyaya büyüklüğünü göstermek amacını taşıyordu. 17. Yüzyıla damga vuran lüks ve gösterişli bir yaşamın simgesi olan sarayında görülen şatafat adının “Güneş kral” olarak anılmasının nedenlerinden biriydi.

XIV Louis parlak gösterileri; tiyatro, müzik ve operayı çok seviyordu. Bunun sonucu olarak yazarları ve oyuncuları himayesine aldı. Devamında ise tüm bu sanat çevresi onun mutlak hâkimiyeti sonunda; korundu, yönetildi ve yargılandı. Halkın nabzını tutan, onları coşturan; tragedyalar, komediler, güldürülü oyunları sahneletti. Gösterişin tüm çeşitlerinde olduğu gibi kral aynı zamanda bir dans tutkunuydu. Birçok dans figürü icat etti. 

Altmış dört yıl süren XIV. Louis döneminde sanatın yanı sıra yazarlık ve oyunculuk mesleği saygı duyulan bir konuma geldi. Dönemi boyunca Fransa bir süper güce dönüşmüştür.

Aydınlanma Çağı ve Bir Halkın Uyanışı

Mutlak monarşinin bu güçlü kralının 1715 tarihinde ölümünden sonra gelen krallar Louis geleneğini ‘Katolik kilisesinin de yardımı ile’ sürdürmüşlerdir. Monarşinin tüm şatafatı sürerken özellikle sanat ve sanatçıya verilen önem belki de “farkında olunmadan” Fransız toplumuna okuma alışkanlığı getirmiş bu durum ise aydınlanma çağının başlamasına neden olmuştur. 

Toplumda oluşan okuma alışkanlığı gelişen bağımsız yayın organlarının da artması ile bu aydınlanma çağının hızlanması sürecini getirmiştir. Kralın emrinde görev yapan ‘sözde’ parlamentoda mutlak söz sahibi olan din adamları gurubuna karşı halkta gittikçe artan bir hoşnutsuzluk oluşmaya başlamıştır. 

Diğer yandan ekonomik koşulların gittikçe zorlaşması özellikle işçi sınıfının sesini yükseltmesine neden olurken, diğer yandan Kiliseyi reforma zorlayan bir sürece girilmiştir. Kiliseye ve monarşiye karşı gittikçe sesini yükselten aydınlık yanlısı kanaat önderleri ve yazarlar, geniş halk kesimlerini yanlarına alarak yönetime ortak olmak adına yeni bir yönetim modeli olan Cumhuriyet kavramını ortaya atmışlardır. Aslında XIV. Louis döneminde de filizlenen bu süreç, kralın otoritesi nedeniyle baskılanıyordu. Kilisenin etkisiyle biraz daha devam eden bu süreç, büyük bir patlamanın da temelini oluşturdu. 

Monarşinin son dönemlerinde ekonomik olarak zor bir döneme giren ülkede özellikle köylüler emeklerinin karşılıklarını alamamaları sonunda kentlere göç etmeye başlamışlar, bu ülkeyi ‘kıtlık’ tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir.

Köyden kente göç beraberinde büyük toplumsal sorunları getirmiştir. Öte yandan sömürgelerde başlayan başkaldırı için yapılan askeri harcamalar artmış, buna karşılık saray harcamalarından her hangi bir kısıtlamaya gitmemiştir. Bunun tam aksine yaşam koşulları gittikçe zorlanan geniş halk kesimlerine yeni vergiler uygulamıştır.

En uzun süre Fransa tahtında kalan kral olan XIV Louis sonrası monarşi de çökmeye başladı.

XIV Louis Sonrası Fransız Devrimi

Nihayet 1789 yılına gelindiğinde tüm bu karmaşanın içinde; üç kamaradan oluşan, (din adamları, soylular ve halk kamaraları) parlamento toplanmış bu toplantıda yapılan tartışmalar Fransız devriminin ilk kıvılcımını çakmıştır. 

Her kamarayı oluşturan sınıf kendileri için daha çok ayrıcalık ve düzenleme istemiş, orta ve halk sınıfının istekleri kral tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerinde yoksul halk ve orta sınıfı oluşturan büyük kitleler toplanarak; krallık tarafından muhalif kesimi sindirmek için baskı aracı olarak kullanılan Bastille Hapishanesi basmış burada tutulan çok sayıda muhalif mahkûmu serbest bırakmışlardır. İsyancılar 1791 yılında bir kurucu meclis atamışlar akabinde ise ‘insan ve yurttaş hakları bildirisi’ yayınlamışlardır. Kurucu meclis ülkede feodalite adına ne varsa yıkmıştır. Soylu sınıf bu gelişmeler sonucunda dünyanın birçok ülkesine kaçmışlardır.

Tüm dünyada ses getiren Fransız devrimi kanlı bitmiş, son kralı Louis ve eşi kraliçe Marie Antoinette asılarak idam edilmişlerdir. Monarşinin gölgesinde yeniden doğan toplumda XIV Louis döneminde kalma mobilyalar, dans stilleri ve benzer kavramlardan başka bir monarşik iz kalmamıştır. 

Fransız devrimi yıkılmaz sanılan egemenlik haklarını Tanrı’dan aldıklarına inanılan mutlak krallıkların yıkılabileceğini göstermiş ve bunun sonucu olarak eşitlikçi ve özgürlükçü düşünce tüm Avrupa kıtasında ve diğer devletlere yayılmıştır.

Written by

Hüseyin Tahmaz

Şair, söz yazarı ve yazar Hüseyin Tahmaz kadromuzda yer almaktadır.