29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye için bir dönüm noktasıdır. Bu yüzden sadece 29 Ekim tarihi değil bugünün tarihi olan 28 Ekim de önemlidir.

Kurtuluş Savaşı’nın bitmesiyle, Ali Fethi Bey kabinesi 27 Ekim 1923 günü meclise verdiği istifa mektubunda; “Türkiye Devleti karşısında duran iç ve dış önemli ve çetin meseleleri kolaylıkla halletmesi için gayet kuvvetli ve meclisin mutlak güvenine sahip bir kabineye kesin ihtiyaç vardır. Bu nedenle, yüce meclisin tam itimadına dayalı bir bakanlar kurulunun iş başına gelmesine imkân vermek için, istifa ettiğimizi saygılarımızla arz ederiz.” ifadelerine yer veriyordu.


İstifa mektubunun önce Halk Fıkrası gurubunda, daha sonra meclisin açık oturumunda okunmasından sonra yeni hükümet için kulis çalışmaları başlıyordu. Kabineyi kurma çalışmaları için öyle çok kulis faaliyeti yapılmaktaydı ki bu çeşitlilik kabinenin kuruluşunu adeta imkânsız hale getiriyordu. Bu karmaşanın en önemli gelişmelerinden bir şöyle gelişmişti. Halk Fıkrası Meclis Gurubu Fethi Bey’in başkanlığında toplanmış, heyet Ali Fuad Paşa başkanlığında bir listeyi onaya sunmuştu. Maliye Bakanlığı’na aday gösterilen Celal Bey, (Bayar) görevi kabul edemeyeceğini şu sözlerle dile getirmişti: “bizden refah ve yenilik isteyen bir millet ve memleket var. Aday gösterilenler çekilenlerden kuvvetli değildir. Çok kuvvetli bir hükümet şarttır. Beni mazur görünüz.”

Cumhuriyet’in İlanı Müjdeleniyor

Mustafa Kemal, 28 Ekim 1923 Pazar gecesi Çankaya’da bir yemek düzenler. Davetliler arasında bir gün önce başbakanlıktan istifa etmiş Ali Fethi Bey’in yanı sıra; İsmet Paşa, Ruşen Eşref, Kazım Paşa, Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa ve Fuad Bulca katılır. Mustafa Kemal yemek sırasında; “yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” der ve konuşmasını şöyle sürdürür:
“Görüyorsunuz ki Cumhuriyet’in ilanı gibi bir duruma karar vermek için, Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davete ve onlarla müzakere ve münakaşaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü onların zaten ve tabiaten (doğal olarak) benimle bu hususta aynı düşündüklerine şüphe etmiyordum. Hâlbuki o sırada Ankara’da bulunmayan bazı zevat, (kişiler) salahiyetleri (yetkileri) olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden ve rey ve muvafakatleri alınmadan cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını dargınlık ve ayrılık sebebi saydılar.”


29 Ekim Cumhuriyet 1923 günü toplanan Mecliste bir konuşma yapan Mustafa Kemal, hükümet buhranının seçim tarzı ve devlet sisteminden kaynaklandığını dile getirerek; yeni hükümet modeli için hazırladığı metni divan kâtibine vererek kürsüden ayrılmıştır.


Mustafa Kemal’in hazırladığı metin, anayasada değişiklikle Cumhuriyet’in ilanı olmuştur. Bunun üzerine meclis üyeleri arasında başlayan tartışmalar daha çok usul ve şekil üzerinde olmuştur. Tartışmalar yoğun olarak; mevcut meclisin kurucu meclis vasfına ve yetkisine sahip olup olmadığı, öncelikli olarak kabine konusunun çözümü gerekliliği konusunda olmuştur. Bunun üzerine meclisin en yaşlı üyesi olan, İstanbul vekili devlet tarihçisi Abdurrahman Şeref Bey söz alır ve kürsüde şu konuşmayı yapar:
“Hükümet şekillerini saymaya lüzum yok. Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir ve kime sorarsanız sorunuz bu cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır, ama bu ad bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.”


Bu konuşmanın ardından yapılan oylama sonucunda, ‘yaşasın cumhuriyet sesleri ve alkışlar arasında’ Cumhuriyet’in ilanı açıklandı. Ardından yapılan gizli oylamada, 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi.

Written by

Gökçe Güneş

İçerik Editörü ve yazar, sosyolog, aşçı, anne, hayvansever.